Burhan DOĞANÇAY(1929-2013)

Dış ölçü:53X60
İç ölçü:22X28

Burhan Cahit Doğançay, 11 Eylül 1929’da doğmuş ve 16 Ocak 2013’te ölmüş ünlü ressam ve fotoğrafçıdır. Doğançay kendini ilk olarak, 50 yıl boyunca dünyanın farklı şehirlerinden gördüğü duvarları sanat eserlerine geçirmesiyle tanıtmıştır. Sonrasında ise adı çokça duyulan Mavi Senfoni gibi eserler açığa çıkarmıştır.

Burhan Doğançay, İstanbul’da doğmuştur. Babasının da ressam olmasının etkisiyle sanata olan yönelimi daha çocukluktan başlamaktadır. Babası Adil Doğançay ona resim ve sanat sevgisini aşılamıştır. Onun çocukluk dönemindeki bir diğer ressam olan Arif Kaptan da sanat sevgisinde oldukça etkili olmuştur. Eğitim hayatına bir sanatçıdan ziyade bir hukukçu gibi başlayan ressamımız, oldukça köklü bir hukuk okulu olan Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okumuştur. Buradan mezun olduktan sonra ise sanata yönelmenin onun için en doğru karar olduğunu düşünüp Fransa’da bulunan Académie de la Grande Chaumière sanat kurslarına katılmıştır. Sanat kursu aldığı esnada aynı zamanda Paris Üniversitesi’nde iktisat alanında doktora yapmıştır. Ressamımızı bu kadar ünlü yapan ve adını bizlere duyuran asıl tutkusu bu dönemde açığa çıkmaya başlamıştır. Resim tutkusu gördüğü duvar ile değişmiştir. Bu duvarda bulunan renkler ve eski duruş aslında toplumları, yani insanları göstermektedir. Doğançay’ın bundan aldığı ilhamla yıllarca sürecek bir sanat serüveni başlar. Aldığı ekonomik ve hukuki eğitimi bir kenara bırakarak hayatını sanata adamıştır.

Fransa’daki eğitim hayatı sona erdiğinde ressamımız Ankara’ya geri dönmüştür. Burada Sanat Sevenler Kulübü’ne katılmış ve ressam babasıyla beraber sergiler açmıştır. Bundan sonra sanat eserleri bırakmaya devam etmiştir. Öyle ki, 1961’de oldukça özel resimlerin seçildiği 22. Devlet Resim ve Heykel Sergisi’ne beş resmini göndermiştir. Bu resimlerin tamamı da kabul edilmiştir.

Burhan Doğançay, 1962’de New York’a gitmiştir. 1963’te yurtdışındaki ilk sergisini Paris ziyaretinde açmıştır. Aynı yıl New York’ta Washington Square Galleries’de birçok tanınmış sanatçının yanında Türkiye’yi temsil etmiştir. 1964 yılında New York’ta bulunan önemli bir müze olan Guggenheim Müzesi müdürü Thomas Messer, sanatçının bir eserini çok beğenmiş ve hayranlığından dolayı bu eserin müzede sergilenmesini sağlamıştır.

Bu dönemden sonra Journal American dergisinde kapak fotoğrafı olacak sulu boya resimleri yapmıştır. Sanatçı sulu boya ile New York’u resmetmiştir. İlerleyen dönemde olan olaylara tepki niteliğinde resimler de yapan sanatçı, metrolarda grafiti yapan sanatçıların saldırı altında olduğu bir dönemde onları desteklemiş ve New York Metro Duvarları konulu eserler çizmiştir.

Yurtdışındaki tanınırlığı ve yaptığı sanata olan sevgisi bu dönemlerde yani 1969 yılında iyice artmıştır ve Demirhindi Litografi Atölyesi’nde tam burslu olarak çalışmaya başlamıştır. 10 yıl gibi uzun süreli bir çalışmayla ressamımız, 16 taş baskılık büyük bir eser yığını bırakmıştır.

1970’li yıllarda sanatçımızın fotoğrafçılığa olan ilgisi artmaya başlamıştır. Yine bu yıllarda New York duvarlarına yönelmiş ve “ Duvarlar “ isimli fotoğraf serisine başlamıştır. Sanatçı için duvarlar oldukça önemlidir. Öyle ki, onu sanata başlatan ve bağlayan, ona ilham veren ve sanatçının yaşamı bulduğu duvarlardır. 1975’te bu düşüncesini taçlandırmış ve devasa bir projeye girişmiştir. Dünya Duvarları ismini verdiği projesiyle 114 ülkeden fotoğraflar toplamıştır. 1982’de Paris’te Fısıldayan Duvarlar ismiyle sergilediği fotoğraflar oldukça beğenilmiştir.

1972 yılında New York’ta bir oteldeki baloda ileride eşi olacak olan kadınla, Angela Haussmann ile tanışmıştır. Bundan 6 yıl sonra da evlenmişlerdir. 1976 ve 1977 yıllarında İsviçre’de sanatını icra eden ressamımız, 1977 yılında İstanbul’da bir sergi açmıştır.

Bu dönemdeki 20 yıl için sanatçı birçok eser hazırlamış ve birçok ödül almaya hak kazanmıştır. Özellikle onarımdaki Brooklyn Köprüsü’nün fotoğrafları oldukça beğenilmiştir ve JFK Uluslararası Havaalanı’nda sergilenmiştir. Sergisi bittikten sonra ise “ Walls of the World ” ismiyle kitaplaştırılmıştır.

Duvarlar projesi için hız kesmeden çalışmalarına devam eden sanatçı; Togo, Güney Afrika, Zimbabve ve Rusya gibi ülkeleri ziyaret etmiştir. Johannesburg şehir merkezinde sanatçı duvar fotoğrafı çekmeye çalışırken bıçaklı saldırıya uğramış ve bu saldırıyı ufak sıyrıklarda atlatmayı başarmıştır. Bu saldırı esnasında kamerası çalınan sanatçımız, sonradan hırsızın yakalanmasıyla saldırıyı en az hasarla atlatmıştır. Saldırının olduğu yıl, Türkiye’de duvarlar serisi için ipek baskılar üretmiştir.